(Bu metin İngilizce orijinal versiyonundan tercüme edilmiştir.)

Güney Afrika’nın İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açtığı dava, uluslararası hukuk ve siyaset açısından önemli bir gelişmedir. 29 Aralık 2023’te Güney Afrika, İsrail’i, 7 Ekim 2023’te başlayan savaşa yanıt olarak Gazze’de soykırım yapmakla suçlayarak UAD’de dava açtı. Bu hamle, özellikle Birleşmiş Milletler’in (BM) Soykırım Sözleşmesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle, İsrail’i Gazze’deki eylemlerinden dolayı uluslararası hukuka göre sorumlu tutma girişimi olarak görülüyor.

Güney Afrika’nın hamlesi, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde devam eden saldırısı sonucunda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 22.000’den fazla Filistinlinin öldürülmesinin akabinde geldi. Güney Afrika tarafından Tel Aviv’in Gazze’de yaptıkları nedeniyle aslında İsrail’e karşı son dönemde gerilimi tırmandıran birçok adım atıldı. Bunlardan sonuncusu, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, İsrail’in mahkemenin üyesi olmadığı gerçeğine ve Tel Aviv’in mahkemenin yargı kararlarını tanımadığı ön bilgisine rağmen, İsrail liderlerini Gazze Şeridi’nde savaş suçları ve soykırım işleme suçlamalarıyla soruşturmak üzere müdahale etmesi yönündeki talebiydi.

Bu adımın ardından başka adımlar da geldi: Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa İsrail’i, iki devletli çözüme ilişkin uluslararası kararları uygulamaması nedeniyle gerilimin tırmanmasından sorumlu tutuyor. Dahası, Filistin halkıyla dayanışmanın bir işareti olarak “Filistin kefiyesi” taktı ve ülkesinin, savaşın durdurulmasına ve Gazze’ye insani yardımların girişine izin verecek insani bir ateşkes sağlanması amacıyla Hamas ile İsrail arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ifade etti.

Güney Afrika’nın açtığı dava, İsrailli yetkililerin Güney Afrika’nın “soykırım niyeti” olarak yorumladığı açıklamaları da dahil olmak üzere çeşitli suçlamalara dayanıyor. Örneğin dava dosyası, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistinlileri, Tanrı’nın İsrailoğullarına yok etmelerini emrettiği İncil’deki bir millete benzetmesinin yanı sıra, Gazze’deki çatışmanın derinleşmesine ilişkin açıklamalarına da yer veriyor. İsrail’in ayrım gözetmeyen bombardımanı ve Güney Afrika’nın Gazze’yi kıtlığın eşiğine getirdiğini öne sürdüğü temel malzemelerin ablukası da dahil olmak üzere İsrail ordusunun operasyonlarının kapsamı da belirtiliyor.

Başvuru, Uluslararası Adalet Divanı’ndan Filistin halkının Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki haklarına daha fazla zarar gelmesini önlemek için geçici önlemler almasını talep ediyor. Bu dava, ulus devletlerin, çatışmaya doğrudan katılımlarına bakılmaksızın, Soykırım Sözleşmesi kapsamında diğer ülkelere karşı soykırım suçlamasında bulunabilecekleri emsalini takip ediyor.

Ancak İsrail, askeri çabalarının yalnızca ‘Hamas’a ve diğer ‘terörist’ örgütlere yönelik olduğunu ve olaylara karışmayan sivillere verilecek zararı sınırlamak ve Gazze’ye insani yardımın girişine izin vermek için her türlü çabayı gösterdiğinde ısrar ederek bu iddiaları kesin bir şekilde reddetti. İsrail hükümeti, Güney Afrika’nın açtığı davayı, uluslararası hukuka bağlılığını sürdüren İsrail Devleti’nin varlığına yönelik bir saldırı olarak nitelendirdi.

Dava küresel çapta ilgi gördü ve farklı tepkiler aldı. Örneğin Beyaz Saray, Güney Afrika’nın İsrail’e yönelik soykırım suçlamalarını ‘haksız’ bularak reddetti ve mahkeme dosyasını “amaca aykırı ve gerçeklere dayanmayan” bir dosya olarak nitelendirdi.

Türkiye ise, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davayı memnuniyetle karşıladığını ve desteklediğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler’in başlıca yargı organı olan UAD, önemli bir nüfuza sahip olmasına rağmen, bazı davalarda verdiği yargılar hiçbir ciddi sonuç doğurmadan göz ardı edilmiştir. Söz konusu davanın duruşması 11-12 Ocak 2024 için planlandı ve bu durum uluslararası hukuki süreçte önemli bir adım oldu.

Aslında bu dava sadece soykırım iddialarıyla ilgili değil; uluslararası hukukun karmaşıklığını, UAD kararlarını uygulamadaki zorlukları ve İsrail-Filistin çatışmasının jeopolitiğini yansıtıyor. Uluslararası mahkemelerin ciddi uluslararası hukuk ihlalleri iddialarını ele almadaki rolünün ve siyasi çıkarlarla adalet ve insan hakları taleplerinin dengelenmesindeki zorlukların altını çiziyor.

Davanın Güney Afrika’daki Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Dairesi (DIRCO) tarafından takip edildiği açık. Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Dairesi sözcüsü Clayson Monyela, avukatlarının 11-12 Ocak 2024 tarihli duruşmaya hazırlandıklarını belirtti. Ancak bu avukatların spesifik kimlikleri ve geçmişleri belirtilmedi.

İsrail tarafında ise suçlamalara karşı sert bir tavır sergilendi. İsrail sözcüsü Eylon Levy, İsrail’in Güney Afrika’nın iddialarına karşı UAD’de kendisini savunacağını bildirdi. Konuya ilişkin İsrailli üst düzey yetkililer ile Başbakan Binyamin Netanyahu arasında yoğun görüşmelerin yapıldığı bildiriliyor. Haaretz gazetesi, İsrail ordusunun ve Başsavcılığın, İsrail’in UAD’de savunması için hazırlıklara başladığını bildirdi. Yine, olaya dahil olan avukatlara dair bilgiler henüz açıklanmadı.

Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in, Gazze’deki soykırım suçlamalarını da içeren, Güney Afrika tarafından kendisine yöneltilen suçlamalardan suçlu olduğu sonucuna varırsa, birçok potansiyel sonuç ortaya çıkabilir. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarının doğrudan uygulama yetkisine sahip olmadığını da belirtmek gerekir. Bu nedenle, yerel mahkeme kararlarından farklı olarak, doğrudan cezai tedbirlerle sonuçlanmazlar.

UAD Kararı Sonrası Olası Etkiler:

  • Uluslararası Tanınma ve Kınama: Suçluluğun tespiti, İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin önemli bir uluslararası hukuki ve ahlaki kınanması anlamına gelecektir. Bu muhtemelen İsrail’in bölgedeki politikalarına ve eylemlerine yönelik küresel inceleme ve eleştiriyi güçlendirecektir.
  • Diplomatik İlişkiler Üzerindeki Etki: Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, ‘suçlu’ kararına yanıt olarak İsrail’le diplomatik ilişkilerini yeniden gözden geçirebilir. Bu, ticaret anlaşmalarının, savunma iş birliğinin ve uluslararası forumlarda diplomatik desteğin yeniden değerlendirilmesini içerebilir.
  • İsrail’in Uluslararası Duruşu Üzerindeki Etki: Böyle bir karar, İsrail’in uluslararası toplumdaki konumunu etkileyebilir ve potansiyel olarak özellikle Birleşmiş Milletler gibi forumlarda izolasyonunun artmasına yol açabilir.
  • Politika Değişikliği Baskısı: ‘Suçlu’ kararı İsrail’e Gazze ve daha geniş Filistin topraklarındaki politikalarını ve uygulamalarını değiştirmesi için baskı uygulayabilir. Bu, askeri stratejilerin yeniden değerlendirilmesini, yerleşimlere yönelik yaklaşımların değiştirilmesini ve barış müzakerelerine yeniden katılmayı kapsayabilir.
  • Yaptırım veya Boykot Potansiyeli: UAD’nin kendisi yaptırım uygulamasa da suçlu kararı tek tek ülkeleri veya uluslararası kuruluşları İsrail’e karşı yaptırım veya boykot uygulamaya sevk edebilir.
  • Gelecekteki Hukuki Davalara Etkisi: Böyle bir karar, çatışma bölgelerindeki devlet davranışlarına ilişkin uluslararası hukukta bir emsal teşkil edebilir ve benzer eylemler nedeniyle diğer devletlere karşı gelecekte açılacak davaları potansiyel olarak etkileyebilir.
  • Diğer Davalar İçin Teşvik: Suçlu kararı, diğer ülkeleri veya grupları, uluslararası hukuku ihlal ettiği iddiasıyla İsrail’e veya diğer devletlere karşı benzer yasal işlemler başlatmaya teşvik edebilir.
  • İsrail’deki Yurt İçi Etki: Karar İsrail’deki iç siyaseti, potansiyel olarak kamuoyunu ve siyasi partilerin duruşlarını etkileyebilir.
  • Filistin-İsrail İlişkileri Bağlamında Etki: Kararın Filistin-İsrail ilişkileri üzerinde önemli etkileri olabilir ve devam eden çatışma dinamiklerini ve gelecekteki barış girişimlerini potansiyel olarak etkileyebilir.
  • Uyum ve Uygulama Çağrıları: İsrail’in karara uyması yönünde çağrılar olabilir ancak fiili uygulama uluslararası ve yerel siyasi irade ve mekanizmalara bağlı olacaktır.

Ancak UAD’nin kararlarının büyük oranda sembolik olduğunu ve uygulanabilir kararlardan ziyade uluslararası hukuki görüşü yansıttığını unutmamak gerekir. İsrail’in ‘suçlu’ olduğuna dair kararın pratik etkisi büyük ölçüde ulusların ve uluslararası kuruluşların tepkilerine bağlı olacaktır.