(Bu metin İngilizce orijinal versiyonundan tercüme edilmiştir.)

Giriş

Suriye Geçici Hükümeti 2017 sonlarına doğru temel hedefi Türkiye liderliğindeki “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” askeri operasyonları sırasında YPG/SDG’nin yanı sıra Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaşan tüm askeri grupları birleştirmek olan Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) kurulduğunu açıkladı.

Suriye Geçici Hükümeti’nin (SGH) 30 Aralık 2017’de SMO’nun kuruluşunu ilan etmesinden bu yana SMO bünyesinden tugaylara bölünmüş üç kolordu çıktı. Ardından aynı kuruluşta birleşmiş askeri gruplar arasındaki çatışmaları çözmek, güvenliği sağlamak ve Kuzey ve Doğu Halep’te yaşayan vatandaşları korumaktan sorumlu olan askeri polis ve Ulusal Polis teşkilatlarının kurulduğu açıklandı.

SMO’nun “Ulusal Kurtuluş Cephesi” altındaki gruplarla birleşmesinden önce SMO’nun askeri yapısı Fırat Kalkanı” bölgesindeki (Halep’in kuzey ve doğu kesimleri) tüm gruplar için birleşik bir askeri komuta içeriyordu. Bunlar daha sonra birlikler olarak yeniden örgütlendi: “Sultan Murat Kolordusu,” “Şam Cephesi Alayı” ve “Milli Ordu Kolordusu.”

İdlib’de faaliyet gösteren Ulusal Kurtuluş Cephesi’yle birleştikten sonra SMO şimdi üçü Suriye Milli Ordusu’ndan dördü ise Ulusal Cephe’den olmak üzere yedi kolordudan oluşuyor ve savaşçı sayıları 80.000’i buluyor.

Aşağıdaki resim SMO’nun bulunduğu İdlib, Halep, Rakka ve Haseke vilayetlerindeki askeri kontrolün ayrıntılarını gösteren 4 şema içeriyor.

Grafik: Kuzey Suriye Vilayetlerindeki Kontrol ve Nüfuz Yüzdeleri

 

Suriye Milli Ordusu’nun Karşılaştığı Yapısal, Güvenliksel ve Siyasal Sorunlar

SMO’nun ilk ve mevcut yapısının merkezinde bölümler bulunuyor ve bu nedenle her bir bölük veya askeri oluşum Milli Ordu bünyesinde kuzey bölgesindeki belirli askeri veya güvenlik görevlerini ifa etmek için birleşme karşılığında kendi yapısını koruyor. Böylece Milli Ordu’nun kurulması hiçbir askeri oluşumun dağılmasına neden olmadı; aksine kuzeydeki çeşitli oluşumlar arasındaki işbirliği ve iletişim mekanizmalarını güçlendirdi. Bu durum SMO’nun temel hedefi olan Kuzey’deki tüm oluşumları yapı, idare ve güvenlik seviyelerinde tek bir komuta altında birleştirmekten tamamen farklı.

Fırat Havzasındaki Kontrol ve Nüfuz Bölgeleri-Ağustos 2021

 

Suriye Milli Ordusu’nun karşılaştığı ve karşılaşmakta olduğu ana sorunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Net olmayan askeri yapı: Milli Ordu geleneksel bir ordunun temel unsuru olan net bir yapı ve belirlenmiş bir askeri hiyerarşi çerçevesinde etkin askeri kararları icra eden birleşik bir merkezi komuta mekanizmasına sahip değil. SMO’nun hizip temelli yapısı aynı zamanda Suriye Milli Ordusu bünyesindeki her bir grubun kendi yapısını sürdürüp, sadece tevdi edilen belirli görevleri yerine getirmek için merkezi sürece entegre olduğu anlamına geliyor. SMO’nun mevcut yapısı ortak bir çatı altında koordinasyon süreci olarak tanımlanabilir.
  • Uluslararası destek eksikliği: Türkiye’nin gözetiminde “Suriye Milli Ordusu’nun” kurulması birçok uluslararası aktör tarafından soğuk karşılandı. Birçokları birleşik bir merkezi komutadan ve etkin bir şekilde askeri karar alma süreçlerini yönlendiren güçlü bir hiyerarşi dahil konvansiyonel disiplinli bir ordunun elzem unsurlarından yoksun olan bir orduyu tanımak istemiyor.
  • Net bir siyasi projenin olmayışı: Suriye Milli Ordusu liderlerinin siyasi iradesizliğinin sıkıntısını yaşıyor. Suriye Milli Ordusu ile Suriye Geçici Hükümeti arasındaki zayıf ilişkiler askeri eylemlere yön verecek net bir siyasi vizyonun yokluğunu derinleştiriyor. Dahası Suriye’deki siyasi muhalefetin kurumları Suriye Milli Ordusu üzerinde hiçbir yetkiye sahip olmadığı için muhalefet içinde siyasi veya askeri uyum sağlayamıyor.
  • Birliklerin ayrışan siyasi bağlantıları: Tıpkı Ceyş el-İslam ve Ahrarüşşam gibi, bazı gruplar Suriye muhalefetinin resmi kurumlarını kendilerine siyasi meşruiyet sağlayan birer paravandan ibaret görüyor. Yani bu kurumlara gerçekten inanmıyorlar. Silahlı gruplar kılıf olarak Suriye Geçici Hükümeti Savunma Bakanlığı bayrağı altında faaliyet gösterirken paralelde kendi askeri ve ideolojik projelerini inşa ediyorlar. Diğer oluşumlar ise Suriye Ulusal Koalisyonu içerisindeki siyasi isimlerin askeri kanatları olarak hareket ediyor. Dahası Türkiye, Şam Cephesi, Ahrar Şarkiyye veya 20. Bölük gibi daha geniş bölgesel askeri blokları temsil eden oluşumların büyüklüğünü sorun olarak görüp bunların dağılmasını teşvik veya talep dahi edebilir.
  • Kırılgan bölgesel güvenlik: Bu güvenlik durumu bir yanda Suriye Milli Ordusu oluşumlarıyla öbür yanda rejim güçleri ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki askeri çatışmayla körükleniyor. Bunun yanında IŞİD, rejim ve “Zeytinlerin Gazabı” ve Afrin Kurtuluş Güçleri’ne yakın hücrelerin kurduğu bubi tuzakları var. Bu bölgelerdeki güvenlik durumu bir süredir gergin; özellikle de rejim güçleri ve SDG’nin ortak kontrol ettiği bölgelerden gelen roket saldırılarındaki artıştan sonra. Bu saldırılar muhtemelen bölgenin istikrarına tehdit oluşturmaya devam edecek. Üstelik güvenlik güçlerinin kasaba ve köylere girerek suikast ve el yapımı patlayıcılarla (EYP) saldırılar gerçekleştirmesi ihtimalini de arttırıyorlar.
  • İllegal Operasyonlar: Bazı yerel silahlı gruplar muhalif bölgelerle, rejim ve SDG bölgeleri arasındaki illegal geçişleri kontrol etmeye devam ediyor. Bu durum bölgede büyük bir güvenlik sorunu teşkil ediyor çünkü SMO’nun bu geçişler üzerinde kontrol sağlayamaması bunları Fırat Kalkanı bölgesine silah ve uyuşturucu gibi kaçak malların sokulması için en iyi yol hâline getiriyor. Bu illegal noktalar EYP ve patlayıcı kaçakçılığı için de kullanılabilir ki bu da varlıklarını bölgedeki en büyük güvenlik sorunu yapıyor.

Yeniden Yapılanma ve Entegrasyon Arasında Suriye Milli Ordusu’nun Geleceği

Yeniden Yapılandırma ve Entegrasyon Programları

Askeri yeniden yapılandırma ve entegrasyon, uluslararası ve yerel aktörler arasındaki müzakereler sonucunda güvenlik ve siyasette bir nihai anlaşmaya varıldıktan sonraki son aşamalardandır. Bu müzakereler çoğu zaman savaşçıların topluma yeniden entegrasyonunun yanında silahlı grupların ya silahsızlandırılıp dağıtılması veya diğer güvenlik veya askeriye kurumlarına entegrasyonu planlarını kapsar.

Bu silahsızlandırma ve yeniden entegrasyon programlarının başarısındaki temel etmen ekonomik kalkınma, hukukun üstünlüğü ve geçiş dönemi adaleti alanlarında eş zamanlı ilerlemedir. Kalıcı siyasi çözüm güvenlik sektörü reformunun yanında silahsızlandırma, dağıtma ve yeniden entegrasyon programları için uygun ortam yaratan çözümdür.

SMO açısından Türk tarafının böyle bir senaryonun uygulanmasının gelecekte mümkün ve kolay kılınması amacıyla SMO’nun mevcut yapısının teşkil ettiği bazı sorunları çözmeye çalışması gerekiyor.

Rejim Ordusuna Dahil Edilme

Bu senaryo hâlihazırda söz konusu bile değil ve zaten hiç teklif edilmedi yahut tartışılmadı. Gerçekleşmesi tamamen uluslararası faktörlere ve Suriye’de siyasi bir çözüm sağlayacak anlaşmalara bağlı olacaktır.

Suriye’de kalıcı bir siyasi çözüm sağlanması durumunda SMO’nun rejim ordusuna entegre edilmesi Türkiye’nin isteyeceği şeylerden biri olacak çünkü askeri kurumlar içerisinde nüfuz sahibi olmak Suriye’de nihai bir siyasi çözüme ulaşılırsa tüm uluslararası aktörlerin hedefi olacak.

Birleşme imkânından bahsederken SMO’nun oluşum ve hiziplerini göz önünde tutmak gerekir. Silahlı oluşumlar varlıkları ve silahları siyasi bir çözüm bağlamında es geçilemeyecek bir gerçeklik olan on binlerce savaşçıyı barındırıyor. Aksi takdirde, özellikle de silahlı çatışmada geçen yılların tecrübesi dikkate alındığında, yıkıcı bir güç hâline gelip resmi askeri kuruluşları tehdit ederler. Birleşme sürecinin biçim ve mekanizmaları en başta siyasi uzlaşının alacağı şekle ve müdahil uluslararası ve bölgesel güçlerin doğasına bağlı olacak.

Moskova, özellikle Dera, Guta ve Humus kırsalındaki cebri çatışma çözümünün bir parçası olarak yürüttüğü ağır silahsızlandırma operasyonlarından sonra muhalif hizip ve askeri grupların bazı unsurlarını düzenli ordunun belirli bir kolordusuna (Beşinci Kolordu) yeniden entegre etme politikası güttü.

Fakat Moskova’nın politikalarıyla siyasi bir uzlaşıdan sonra neler yapılabileceği arasındaki fark birleşme operasyonlarının sağlam olmayan bir bağlamda yürütülmesi ve şartların Moskova’nın temsil ettiği bir tarafça denetlenmesidir. Dolayısıyla bunlar sahici entegrasyon ve yeniden yapılandırma süreçleri olarak görülemez.

Sonuç

SMO’nun parçalı yapısına rağmen Türkiye ve üst düzey SMO komutanları onu Kuzey Suriye’yi koruyabilecek disiplinli bir ordunun bütünlüklü bir çekirdeği olarak sunmaya hevesli. Bu ordu Türkiye’nin düşmanlarını, Kürdistan İşçi Partisi’ni (PKK) caydırmak için ağır müdahale ihtiyacını stratejik olarak azaltacaktır. SMO’nun korunması ve güçlenmesi siyasi bir çözüm ihtimaline ve daha da önemlisi şu an rejimin kontrolünde olan askeriye ve güvenlik kurumlarının yeniden yapılandırılması konusunda aktörler arasında temel bir mutabakat olmasına bağlı olmaya devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde SMO yönetimi, yapısındaki zayıflıkları çözmeye, performansını değerlendirmeye ve uluslararası anlamda kabul edilen teamüller doğrultusunda askeri eğitime odaklanmak zorunda.

Suriye’deki silahlı muhalif grupların başlıca sorunu hâlâ gelecekteki herhangi bir Suriye silahlı kuvvetleri içinde kritik kütle oluşturabilecek bütünleşik bir blok kuramaması. Nihai çözüm olgunlaşırken tüm yerel ve uluslararası aktörler yeni askeri yapıyı şekillendirmek için rekabet edecek.